Çalışma, Türkiye'de derin devletin yüz yılı aşan tarihine de ışık tutuyor. Kitapta yer alan en önemli iddialardan biri de dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Sarıkız' darbe planına ikna edildiklerinin aktarıldığı kısım. Tayyar'a göre, Ergenekon, Baykal ve Bahçeli'yi AK Parti'nin devrileceği konusunda inandırdı.
Kitabın ilk bölümünde, İttihat ve Terakki'den Ergenekon'a uzanan derin yapıların analizini yapan Tayyar, 28 Şubat'la yeni bir boyut kazanan askerî müdahalelere de değiniyor. İkinci bölümde ise eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın tartışılan kitabı ele alınıyor. Kitaptaki iddiaları tek tek cevaplayan Tayyar, Hanefi Avcı'nın İstihbarat Daire başkan yardımcılığı yaparken Milli İstihbarat Teşkilatı'nı (MİT) dinlettirdiği iddialarının belgelerini eklemeyi de ihmal etmemiş. Eski MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün Avcı'nın JİTEM'le ilişkisine dair iddiaları da kitapta yer alıyor. Tayyar'ın iddiasına göre, Ergenekon tarafından tasarlanan 'Sarıkız' planı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye anlatılarak, AK Parti'nin kısa zamanda devrileceğine ikna edildi. 3 Kasım 2002 seçimlerinden itibaren darbe planlarına girişildiğini söyleyen Tayyar, Baykal'ın AK Parti için kullandığı, "İki aydan fazla dayanamazlar." iddiasını ve Bahçeli'nin bazı partililerle paylaştığı, "3 hilalin 2. zaferi yakındır. 6 ay içinde bu hükümet gidiyor." sözlerini bu çerçevede değerlendiriyor.
Hanefi Avcı, kitabında, İstihbarat Daire başkanlığı yaparken Konya Emniyet Müdürlüğü'ne döndürülen Hüseyin Namal'ı koruyan açıklamalar yapmıştı. Şamil Tayyar, Namal'ın 81 ilin emniyet müdürlüklerine gönderilen bir belgenin AK Parti'yi kapatma davasında kullanıldığını hatırlatıyor. Avcı'nın da kapatma davasıyla ilişkisi olup olmadığını sorguluyor. Namal'ın gönderdiği belgede şu ifadeler dikkat çekiyordu: "Legal alandaki imkanlardan faydalanarak faaliyet gösteren çok sayıdaki tarikat (Nakşi, Kadiri...), dini akım (Nurcu, Süleymancı...) ve dini inançları çıkarları doğrultusunda istismar eden grupların, Türk toplumunun temeli olan aile yapısının bozulması, vatandaşlarımızın maddi ve manevi yönden mağdur edilmesi gibi olumsuzluklara sebebiyet verdikleri hususları zaman zaman kamuoyu gündemine gelmektedir."
Yazar, bu cümleler sayesinde yasal olan bazı cemaat ve akımların yasa dışı kabul edilebileceğini söylüyor ve Avcı'nın bu belgeyi hazırlayan Namal'ı korumasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor
Ağar ve Mumcu'yu kim darbeyle korkuttu?
Ergenekon soruşturma sürecinde yazdığı kitaplarla birçok karanlık noktaya ışık tutan star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar'ın derin devlet ve bürokratik iktidarın 200 yılı aşan öykülerini anlattığı yeni kitabı "Çelik Çekirdek" piyasaya çıktı. Kitabının son bölümünde aktüel gelişme olarak Hanefi Avcı hakkındaki iddialara da yer veren Tayyar, yayınladığı belgelerle gündeme damgasını vuracak.
BÜYÜKANIT BASKIYA BOĞUN EĞDİ
Yazarımız Şamil Tayyar, yeni kitabında, yakın tarihin en önemli tartışma konularından biri olan 27 Nisan bildirisinin dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından yazılmadığını, bildiride Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun'un etkili olduğunu öne sürerek, Büyükanıt için "Ordu içindeki baskıya yenik düştü" dedi.
367 KRİZİNDE SAYGUN'UN ROLÜ
Çelik Çekirdek'te, eski ANAP lideri Erkan Mumcu ve eski DYP lideri Mehmet Ağar'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine son dakika katılmama kararı alarak 367 krizine kapı aralamalarında dönemin Genelkurmay 2.?Başkanı şimdiki Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un doğrudan rol oynadığı belirtiliyor.
Askerin, Ağar ve Mumcu'ya "AKP hakkında kapatma davası açılacak, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına siyaset yasağı konacak. 28 Şubat'ta olduğu gibi meclis içinden yeni bir hükümet kurulacak. AKP'li biri Cumhurbaşkanı olmayacak. Bunların hiç birisi olmazsa kesinlikle askeri müdahale olacak" mesajlarını verdiği iddia ediliyor.
HEP'Lİ AYDIN CİNAYETİ VE AVCI
Albay Cemal Temizöz'ün de yargılandığı faili meçhuller davasının tutuklu sanığı Korucubaşı Kamil Atağ'a o dönem en ciddi desteği uyuşturucu çetesi soruşturmasında tutuklanan eski Emniyet?Genel?Müdür?Yardımcısı Emin Aslan'ın verdiğini hatırlatan Tayyar, Ergenekon'da tanık sıfatıyla bilgisine başvurulan emekli Albay Zahit Engin'in adli takipteki konuşmalarında "Hanefi Avcı'nın Cem Ersever ile birlikte Diyarbakır HEP Başkanı Vedat Aydın'ın öldürülmesine karıştığını ve bu konuda 3 tanık gösterebileceği" ifadesine dikkat çekiyor.
UYUŞTURUCU - AVCI VE PAŞALAR
Şamil Tayyar 'Çelik Çekirdek'te, Emin Arslan'ın da tutuklandığı uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Abdülkadir Ekicioğlu'nun şu iki önemli iddiasına yer veriyor: "Mustafa Arpacıoğlu uyuşturucu organizasyonun derin ilişkilerini takip ediyor, bazı generallerle özel bir telefon hattı var, onlarla zaman zaman bir araya geliyor" "Arpacıoğlu ayrıca kuryeler vasıtasıyla Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'dan bilgi alıyor..."
JİTEM'E KOL KANAT GERDİ
PKK itirafçısı JİTEM elemanı Mustafa Deniz'in DGM'de verdiği ifadelere de yer verilen Çelik Çekirdek'te, Deniz'in "JİTEM'den zorla adam kaçırma, fidye, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle uzaklaştırılan Adil Timurtaş ve İbrahim Babat'ın da Avcı'ya sığındığı ve onun tarafından himaye gördüğünü söyledi. Timurtaş ve Babat şu anda JİTEM davasınada sanık durumunda.
İki sürpriz görüşme
'Çelik Çekirdek'te, Hanefi Avcı'nın Haliç'teki Simonlar kitabı piyasa çıkmadan önce ve sonra iki kritik görüşme yaptığı anlatılıyor. Buna göre; Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namal İstihbarat Daire Başkanı olduktan sonra Eskişehir'e giderek Avcı ile görüştü. Avcı, kitabı piyasaya çıktıktan sonra da 21 Ağustos 2010 Cumartesi günü İstanbul'da MİT Bölge Başkanı İ.N ile bir araya geldi. Tayyar bu iki görüşmenin amacını da sorguluyor.
'Ağar yönlendirdi Arslan ile Avcı illegal iş yönetti'
Şamil Tayyar, Çelik Çekirdek'te Susurluk'la yıldızı parlayan Avcı'nın 1997 yılında TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadelerle Susurluk'u perdelemeye çalıştığını iddia eden MİT mensubu Mehmet Eymür'ün 16 Ekim 1997 günü MİT Müsteşarlığı'na verdiği dilekçeye de yer verdi. Dilekçede Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın görevli oldukları dönemde Mehmet Ağar'ın yönlendirmesiyle "yeşil pasaport, sahte kimlik, silah ve patlayıcı" gibi konularda "illegal faaliyetleri sevk ve idare ettikleri" iddiası yer alıyor.
'Susurluk'ta projektörü başkalarına yönlendirdi'
Dilekçesinde Avcı için Susurluk'u yanlış istikamete sürüklemekle suçlayan Eymür, şu ifadelere yer verdi: "Susurluk kazası sonrasında bazı hakikatlerin ortaya çıkmaya başlaması, bu menfaat ve suç organizasyonunda büyük rahatsızlık ve telaş yarattı. Gündemi değiştirmek, projektörleri kendi üzerlerinden başkalarına çevirmek için senaryo üretmeye, iftiralar atmaya başladılar. Televizyonlara çıkartılan PKK'lı itirafçılar ve Hanefi Avcı bu senaryoların bir parçasıydı."
BÜYÜKANIT BASKIYA BOĞUN EĞDİ
Yazarımız Şamil Tayyar, yeni kitabında, yakın tarihin en önemli tartışma konularından biri olan 27 Nisan bildirisinin dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından yazılmadığını, bildiride Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun'un etkili olduğunu öne sürerek, Büyükanıt için "Ordu içindeki baskıya yenik düştü" dedi.
367 KRİZİNDE SAYGUN'UN ROLÜ
Çelik Çekirdek'te, eski ANAP lideri Erkan Mumcu ve eski DYP lideri Mehmet Ağar'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine son dakika katılmama kararı alarak 367 krizine kapı aralamalarında dönemin Genelkurmay 2.?Başkanı şimdiki Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un doğrudan rol oynadığı belirtiliyor.
Askerin, Ağar ve Mumcu'ya "AKP hakkında kapatma davası açılacak, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına siyaset yasağı konacak. 28 Şubat'ta olduğu gibi meclis içinden yeni bir hükümet kurulacak. AKP'li biri Cumhurbaşkanı olmayacak. Bunların hiç birisi olmazsa kesinlikle askeri müdahale olacak" mesajlarını verdiği iddia ediliyor.
HEP'Lİ AYDIN CİNAYETİ VE AVCI
Albay Cemal Temizöz'ün de yargılandığı faili meçhuller davasının tutuklu sanığı Korucubaşı Kamil Atağ'a o dönem en ciddi desteği uyuşturucu çetesi soruşturmasında tutuklanan eski Emniyet?Genel?Müdür?Yardımcısı Emin Aslan'ın verdiğini hatırlatan Tayyar, Ergenekon'da tanık sıfatıyla bilgisine başvurulan emekli Albay Zahit Engin'in adli takipteki konuşmalarında "Hanefi Avcı'nın Cem Ersever ile birlikte Diyarbakır HEP Başkanı Vedat Aydın'ın öldürülmesine karıştığını ve bu konuda 3 tanık gösterebileceği" ifadesine dikkat çekiyor.
UYUŞTURUCU - AVCI VE PAŞALAR
Şamil Tayyar 'Çelik Çekirdek'te, Emin Arslan'ın da tutuklandığı uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Abdülkadir Ekicioğlu'nun şu iki önemli iddiasına yer veriyor: "Mustafa Arpacıoğlu uyuşturucu organizasyonun derin ilişkilerini takip ediyor, bazı generallerle özel bir telefon hattı var, onlarla zaman zaman bir araya geliyor" "Arpacıoğlu ayrıca kuryeler vasıtasıyla Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'dan bilgi alıyor..."
JİTEM'E KOL KANAT GERDİ
PKK itirafçısı JİTEM elemanı Mustafa Deniz'in DGM'de verdiği ifadelere de yer verilen Çelik Çekirdek'te, Deniz'in "JİTEM'den zorla adam kaçırma, fidye, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle uzaklaştırılan Adil Timurtaş ve İbrahim Babat'ın da Avcı'ya sığındığı ve onun tarafından himaye gördüğünü söyledi. Timurtaş ve Babat şu anda JİTEM davasınada sanık durumunda.
İki sürpriz görüşme
'Çelik Çekirdek'te, Hanefi Avcı'nın Haliç'teki Simonlar kitabı piyasa çıkmadan önce ve sonra iki kritik görüşme yaptığı anlatılıyor. Buna göre; Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namal İstihbarat Daire Başkanı olduktan sonra Eskişehir'e giderek Avcı ile görüştü. Avcı, kitabı piyasaya çıktıktan sonra da 21 Ağustos 2010 Cumartesi günü İstanbul'da MİT Bölge Başkanı İ.N ile bir araya geldi. Tayyar bu iki görüşmenin amacını da sorguluyor.
'Ağar yönlendirdi Arslan ile Avcı illegal iş yönetti'
Şamil Tayyar, Çelik Çekirdek'te Susurluk'la yıldızı parlayan Avcı'nın 1997 yılında TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadelerle Susurluk'u perdelemeye çalıştığını iddia eden MİT mensubu Mehmet Eymür'ün 16 Ekim 1997 günü MİT Müsteşarlığı'na verdiği dilekçeye de yer verdi. Dilekçede Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın görevli oldukları dönemde Mehmet Ağar'ın yönlendirmesiyle "yeşil pasaport, sahte kimlik, silah ve patlayıcı" gibi konularda "illegal faaliyetleri sevk ve idare ettikleri" iddiası yer alıyor.
'Susurluk'ta projektörü başkalarına yönlendirdi'
Dilekçesinde Avcı için Susurluk'u yanlış istikamete sürüklemekle suçlayan Eymür, şu ifadelere yer verdi: "Susurluk kazası sonrasında bazı hakikatlerin ortaya çıkmaya başlaması, bu menfaat ve suç organizasyonunda büyük rahatsızlık ve telaş yarattı. Gündemi değiştirmek, projektörleri kendi üzerlerinden başkalarına çevirmek için senaryo üretmeye, iftiralar atmaya başladılar. Televizyonlara çıkartılan PKK'lı itirafçılar ve Hanefi Avcı bu senaryoların bir parçasıydı."
Deveyi güdemedi, diyardan gitti
KPSS skandalıyla ilgili soruşturma devam ederken, ÖSYM'den bir istifa haberi geldi.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, görevinden ayrıldığı açıkladı. Kopya iddialarıyla zor günler geçiren Yarımağan, görev süresinin dolacağı Aralık ayını beklemedi.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, önümüzdeki günlerde yeni ÖSYM Başkanı'nı seçecek.
KPSS'de 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelenmişti.
Kopya skandalıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ÖSYM binasında arama yapılmıştı.
Organize kopya çekildiği iddiaları üzerine 58 kişi gözaltına alınmıştı. Zanlılardan 4’ü tutuklanmıştı.
Zanlıların kopya çekerken teknolojinin son nimetlerinden yararlandığı belirlenmişti.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, görevinden ayrıldığı açıkladı. Kopya iddialarıyla zor günler geçiren Yarımağan, görev süresinin dolacağı Aralık ayını beklemedi.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, önümüzdeki günlerde yeni ÖSYM Başkanı'nı seçecek.
KPSS'de 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelenmişti.
Kopya skandalıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ÖSYM binasında arama yapılmıştı.
Organize kopya çekildiği iddiaları üzerine 58 kişi gözaltına alınmıştı. Zanlılardan 4’ü tutuklanmıştı.
Zanlıların kopya çekerken teknolojinin son nimetlerinden yararlandığı belirlenmişti.
Ali Nesin'den darbecilere suç duyurusu
Bir süre önce Eşitlik ve Demokrasi Partisi'ne (EDP) katılan Ali Nesin, bazı partililerle İzmir Adliyesi'ne gelerek, 12 Eylül darbecilerinin cezalandırılması isteğinde bulunduğu dilekçeyi özel yetkili cumhuriyet savcısına verdi.
Ali Nesin, dilekçesinin daha önce EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı'nın aynı konuyla ilgili yaptığı suç duyurusuyla birleştirilmesini talep etti.
Dilekçede, 12 Eylül 1980 ve devam eden tarihlerde, eski cumhurbaşkanı ve dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren ile dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık ve eski başbakan Bülend Ulusu ile kovuşturma sonucu kimlikleri tespit edilecek diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, sivil memur ile diğer yetkili organ ve merci görevlileri şüpheli olarak yer aldı.
Şüphelilerin, ''Darbe yapmak, cebren anayasayı değiştirmek, hükümeti yıkmak, TBMM'yi zor kullanarak görev yapmaktan men etmek, darbeye zemin hazırlamak için sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürülmesine ve yaralanmasına göz yummak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak'' suçlarını işledikleri öne sürülen dilekçede, darbe sonucu TBMM'nin kapatılıp anayasanın ortadan kaldırıldığı, siyasi partilerin kapısına kilit vurulduğu kaydedildi.
Dilekçede, ''12 Eylülde Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koymuştur. Bu darbe emir-komuta zinciri içinde, yukarıdan aşağı, askeri hiyerarşi çerçevesinde cereyan etmiştir'' görüşüne yer verilerek, şüphelilerin işledikleri suçların soruşturmasına geçici 15. madde engel olduğundan bugüne kadar zaman aşımının işlemediği savunuldu.
AA
'Çorba parası' teklif eden yandı
Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı, geçtiğimiz nisan ayında, ABD’de kullanılan ve karanlıkta radar kontrolünün yapılmasını sağlayan hassas cihazlardan 400 adet sipariş verdi. Yaklaşık bir ay önce Türkiye’ye getirilen cihazlar, tüm il emniyet müdürlüklerine dağıtıldı.
50 metre çapı dinliyor
Görüntü kaydı yapabilen ve 50 metreye kadar tüm kısık sesli konuşmaları algılayabilen sistem, şehir içi ve şehirler arası yollarda görev yapan radar araçlarına takılmaya başlandı. Geçmişte kullanılan sisteme oranla, yüzde 100 daha kaliteli görüntü kaydeden cihazlar, istenildiği takdirde gece hız kontrolü yapımında da kullanılabilecek. Cihazın en önemli özelliği ise hız kontrolü yapımı sırasında çekilen tüm görüntüleri ve alınan ses kayıtlarını hafızasında saklayabilmesi.
Mahkemede delil olacak
Cihazlar, öncelikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kullanılmaya başlandı. Harekete duyarlı kamerası sayesinde, trafikte kural ihlali yaptığı gerekçesiyle durdurulan araca yönelen kamera, duyarlı dinleme cihazı sayesinde ise polisle sürücü arasındaki tüm diyalogları kayıt altına alıyor. Ceza yazılmaması karşılığında rüşvet teklif edildiği taktirde ise ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabiliyor. Denemelerde olumlu sonuçlar veren cihazların bir yıl içinde tüm radar araçlarına takılması planlanıyor.
Rüşvetin suçu ağır
TCK’nin 252. Maddesinde “Rüşvet alan kamu görevlisi, 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” deniliyor.
HÜRRİYET
50 metre çapı dinliyor
Görüntü kaydı yapabilen ve 50 metreye kadar tüm kısık sesli konuşmaları algılayabilen sistem, şehir içi ve şehirler arası yollarda görev yapan radar araçlarına takılmaya başlandı. Geçmişte kullanılan sisteme oranla, yüzde 100 daha kaliteli görüntü kaydeden cihazlar, istenildiği takdirde gece hız kontrolü yapımında da kullanılabilecek. Cihazın en önemli özelliği ise hız kontrolü yapımı sırasında çekilen tüm görüntüleri ve alınan ses kayıtlarını hafızasında saklayabilmesi.
Mahkemede delil olacak
Cihazlar, öncelikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kullanılmaya başlandı. Harekete duyarlı kamerası sayesinde, trafikte kural ihlali yaptığı gerekçesiyle durdurulan araca yönelen kamera, duyarlı dinleme cihazı sayesinde ise polisle sürücü arasındaki tüm diyalogları kayıt altına alıyor. Ceza yazılmaması karşılığında rüşvet teklif edildiği taktirde ise ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabiliyor. Denemelerde olumlu sonuçlar veren cihazların bir yıl içinde tüm radar araçlarına takılması planlanıyor.
Rüşvetin suçu ağır
TCK’nin 252. Maddesinde “Rüşvet alan kamu görevlisi, 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” deniliyor.
HÜRRİYET
Ayasofya yerine İpsala'da ayin yaptılar!
AA muhabirinin, İpsala Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan otobüslerde bulunan yolculardan aldığı bilgiye göre, Yunanistan'ın Dedeağaç kentinden İstanbul'a ayin yapmak için gitmek isteyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, İpsala Sınır Kapısı'nın karşısındaki Yunanistan Kipi Sınır Kapısı'na geldi.
Buradaki gümrük sahasında bir süre bekleyen grup, kendi aralarında ayin düzenledi. Görgü tanıkları, ayinin yaklaşık bir saat sürdüğünü ifade etti. Grup, daha sonra Atina'ya geri döndü.
İpsala Sınır Kapısı'nda görevli emniyet yetkilileri de Kipi Sınır Kapısı'nda ayin yapıldığını doğruladı.
Yunan kökenli Amerikalılardan oluşan 250 kişilik grup, Ayasofya'da ayin yapmak için Yunanistan'dan Türkiye'ye gideceğini açıklamış, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ayine izin vermemişti. Bunun üzerine grubun lideri ve Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu Başkanı Chris Spiru, dün gece Türkiye'ye gitmekten vazgeçtiklerini açıklamıştı.
AA
Buradaki gümrük sahasında bir süre bekleyen grup, kendi aralarında ayin düzenledi. Görgü tanıkları, ayinin yaklaşık bir saat sürdüğünü ifade etti. Grup, daha sonra Atina'ya geri döndü.
İpsala Sınır Kapısı'nda görevli emniyet yetkilileri de Kipi Sınır Kapısı'nda ayin yapıldığını doğruladı.
Yunan kökenli Amerikalılardan oluşan 250 kişilik grup, Ayasofya'da ayin yapmak için Yunanistan'dan Türkiye'ye gideceğini açıklamış, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ayine izin vermemişti. Bunun üzerine grubun lideri ve Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu Başkanı Chris Spiru, dün gece Türkiye'ye gitmekten vazgeçtiklerini açıklamıştı.
AA
İlk istifa haberi MHP'den
TOKAT'ın Pazar İlçesi'nin Dereköy Belde Belediye Başkanı MHP'li Fatih Mehmet Cezik, partisinden istifa etti. Cezik, istifasına, parti yönetiminin tabanın sesini dinlemediğini gerekçe gösterdi.
Dereköy Belde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Cezik,MHPyönetiminin tabana zıt bir düşünceyle referandumda ‘Hayır' kararı aldığını öne sürerek, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Cezik yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“MHP'nin mutlaka tabanla iyi iletişim kurması gerekli. Referandumda alınan sonuçlar ortadadır.CHPile mensubu bulunduğum partim MHP, seçimlerde yüzde 42 oy alıyor. Bu da yönetimin tabanla fikir ayrılığında olduğunu gösteriyor. Hayır kararının yanlış olduğunu ve tabanın da bu kararı desteklemediğini düşünüyorum. Bu nedenle partim MHP'den istifa ediyorum.”
Şu anda her hangi bir partiye geçmediğini ifade eden Cezik, bağımsız olarak görevini sürdüreceğini söyledi. Beldede, referandumda sandıktan 548 evet, 322 hayır oyu çıkmıştı.
Ajanslar
Dereköy Belde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Cezik,MHPyönetiminin tabana zıt bir düşünceyle referandumda ‘Hayır' kararı aldığını öne sürerek, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Cezik yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“MHP'nin mutlaka tabanla iyi iletişim kurması gerekli. Referandumda alınan sonuçlar ortadadır.CHPile mensubu bulunduğum partim MHP, seçimlerde yüzde 42 oy alıyor. Bu da yönetimin tabanla fikir ayrılığında olduğunu gösteriyor. Hayır kararının yanlış olduğunu ve tabanın da bu kararı desteklemediğini düşünüyorum. Bu nedenle partim MHP'den istifa ediyorum.”
Şu anda her hangi bir partiye geçmediğini ifade eden Cezik, bağımsız olarak görevini sürdüreceğini söyledi. Beldede, referandumda sandıktan 548 evet, 322 hayır oyu çıkmıştı.
Ajanslar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)