Baykal ve Bahçeli, darbeye ikna edildi

Çalışma, Türkiye'de derin devletin yüz yılı aşan tarihine de ışık tutuyor. Kitapta yer alan en önemli iddialardan biri de dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Sarıkız' darbe planına ikna edildiklerinin aktarıldığı kısım. Tayyar'a göre, Ergenekon, Baykal ve Bahçeli'yi AK Parti'nin devrileceği konusunda inandırdı.

Kitabın ilk bölümünde, İttihat ve Terakki'den Ergenekon'a uzanan derin yapıların analizini yapan Tayyar, 28 Şubat'la yeni bir boyut kazanan askerî müdahalelere de değiniyor. İkinci bölümde ise eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın tartışılan kitabı ele alınıyor. Kitaptaki iddiaları tek tek cevaplayan Tayyar, Hanefi Avcı'nın İstihbarat Daire başkan yardımcılığı yaparken Milli İstihbarat Teşkilatı'nı (MİT) dinlettirdiği iddialarının belgelerini eklemeyi de ihmal etmemiş. Eski MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün Avcı'nın JİTEM'le ilişkisine dair iddiaları da kitapta yer alıyor. Tayyar'ın iddiasına göre, Ergenekon tarafından tasarlanan 'Sarıkız' planı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye anlatılarak, AK Parti'nin kısa zamanda devrileceğine ikna edildi. 3 Kasım 2002 seçimlerinden itibaren darbe planlarına girişildiğini söyleyen Tayyar, Baykal'ın AK Parti için kullandığı, "İki aydan fazla dayanamazlar." iddiasını ve Bahçeli'nin bazı partililerle paylaştığı, "3 hilalin 2. zaferi yakındır. 6 ay içinde bu hükümet gidiyor." sözlerini bu çerçevede değerlendiriyor.

Hanefi Avcı, kitabında, İstihbarat Daire başkanlığı yaparken Konya Emniyet Müdürlüğü'ne döndürülen Hüseyin Namal'ı koruyan açıklamalar yapmıştı. Şamil Tayyar, Namal'ın 81 ilin emniyet müdürlüklerine gönderilen bir belgenin AK Parti'yi kapatma davasında kullanıldığını hatırlatıyor. Avcı'nın da kapatma davasıyla ilişkisi olup olmadığını sorguluyor. Namal'ın gönderdiği belgede şu ifadeler dikkat çekiyordu: "Legal alandaki imkanlardan faydalanarak faaliyet gösteren çok sayıdaki tarikat (Nakşi, Kadiri...), dini akım (Nurcu, Süleymancı...) ve dini inançları çıkarları doğrultusunda istismar eden grupların, Türk toplumunun temeli olan aile yapısının bozulması, vatandaşlarımızın maddi ve manevi yönden mağdur edilmesi gibi olumsuzluklara sebebiyet verdikleri hususları zaman zaman kamuoyu gündemine gelmektedir."

Yazar, bu cümleler sayesinde yasal olan bazı cemaat ve akımların yasa dışı kabul edilebileceğini söylüyor ve Avcı'nın bu belgeyi hazırlayan Namal'ı korumasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor

Ağar ve Mumcu'yu kim darbeyle korkuttu?

Ergenekon soruşturma sürecinde yazdığı kitaplarla birçok karanlık noktaya ışık tutan star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar'ın derin devlet ve bürokratik iktidarın 200 yılı aşan öykülerini anlattığı yeni kitabı "Çelik Çekirdek" piyasaya çıktı. Kitabının son bölümünde aktüel gelişme olarak Hanefi Avcı hakkındaki iddialara da yer veren Tayyar, yayınladığı belgelerle gündeme damgasını vuracak.

BÜYÜKANIT BASKIYA BOĞUN EĞDİ

Yazarımız Şamil Tayyar, yeni kitabında, yakın tarihin en önemli tartışma konularından biri olan 27 Nisan bildirisinin dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından yazılmadığını, bildiride Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun'un etkili olduğunu öne sürerek, Büyükanıt için "Ordu içindeki baskıya yenik düştü" dedi.

367 KRİZİNDE SAYGUN'UN ROLÜ

Çelik Çekirdek'te, eski ANAP lideri Erkan Mumcu ve eski DYP lideri Mehmet Ağar'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine son dakika katılmama kararı alarak 367 krizine kapı aralamalarında dönemin Genelkurmay 2.?Başkanı şimdiki Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un doğrudan rol oynadığı belirtiliyor.

Askerin, Ağar ve Mumcu'ya "AKP hakkında kapatma davası açılacak, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına siyaset yasağı konacak. 28 Şubat'ta olduğu gibi meclis içinden yeni bir hükümet kurulacak. AKP'li biri Cumhurbaşkanı olmayacak. Bunların hiç birisi olmazsa kesinlikle askeri müdahale olacak" mesajlarını verdiği iddia ediliyor.

HEP'Lİ AYDIN CİNAYETİ VE AVCI

Albay Cemal Temizöz'ün de yargılandığı faili meçhuller davasının tutuklu sanığı Korucubaşı Kamil Atağ'a o dönem en ciddi desteği uyuşturucu çetesi soruşturmasında tutuklanan eski Emniyet?Genel?Müdür?Yardımcısı Emin Aslan'ın verdiğini hatırlatan Tayyar, Ergenekon'da tanık sıfatıyla bilgisine başvurulan emekli Albay Zahit Engin'in adli takipteki konuşmalarında "Hanefi Avcı'nın Cem Ersever ile birlikte Diyarbakır HEP Başkanı Vedat Aydın'ın öldürülmesine karıştığını ve bu konuda 3 tanık gösterebileceği" ifadesine dikkat çekiyor.

UYUŞTURUCU - AVCI VE PAŞALAR

Şamil Tayyar 'Çelik Çekirdek'te, Emin Arslan'ın da tutuklandığı uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Abdülkadir Ekicioğlu'nun şu iki önemli iddiasına yer veriyor: "Mustafa Arpacıoğlu uyuşturucu organizasyonun derin ilişkilerini takip ediyor, bazı generallerle özel bir telefon hattı var, onlarla zaman zaman bir araya geliyor" "Arpacıoğlu ayrıca kuryeler vasıtasıyla Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'dan bilgi alıyor..."

JİTEM'E KOL KANAT GERDİ

PKK itirafçısı JİTEM elemanı Mustafa Deniz'in DGM'de verdiği ifadelere de yer verilen Çelik Çekirdek'te, Deniz'in "JİTEM'den zorla adam kaçırma, fidye, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle uzaklaştırılan Adil Timurtaş ve İbrahim Babat'ın da Avcı'ya sığındığı ve onun tarafından himaye gördüğünü söyledi. Timurtaş ve Babat şu anda JİTEM davasınada sanık durumunda.

İki sürpriz görüşme

'Çelik Çekirdek'te, Hanefi Avcı'nın Haliç'teki Simonlar kitabı piyasa çıkmadan önce ve sonra iki kritik görüşme yaptığı anlatılıyor. Buna göre; Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namal İstihbarat Daire Başkanı olduktan sonra Eskişehir'e giderek Avcı ile görüştü. Avcı, kitabı piyasaya çıktıktan sonra da 21 Ağustos 2010 Cumartesi günü İstanbul'da MİT Bölge Başkanı İ.N ile bir araya geldi. Tayyar bu iki görüşmenin amacını da sorguluyor.

'Ağar yönlendirdi Arslan ile Avcı illegal iş yönetti'

Şamil Tayyar, Çelik Çekirdek'te Susurluk'la yıldızı parlayan Avcı'nın 1997 yılında TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadelerle Susurluk'u perdelemeye çalıştığını iddia eden MİT mensubu Mehmet Eymür'ün 16 Ekim 1997 günü MİT Müsteşarlığı'na verdiği dilekçeye de yer verdi. Dilekçede Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın görevli oldukları dönemde Mehmet Ağar'ın yönlendirmesiyle "yeşil pasaport, sahte kimlik, silah ve patlayıcı" gibi konularda "illegal faaliyetleri sevk ve idare ettikleri" iddiası yer alıyor.

'Susurluk'ta projektörü başkalarına yönlendirdi'

Dilekçesinde Avcı için Susurluk'u yanlış istikamete sürüklemekle suçlayan Eymür, şu ifadelere yer verdi: "Susurluk kazası sonrasında bazı hakikatlerin ortaya çıkmaya başlaması, bu menfaat ve suç organizasyonunda büyük rahatsızlık ve telaş yarattı. Gündemi değiştirmek, projektörleri kendi üzerlerinden başkalarına çevirmek için senaryo üretmeye, iftiralar atmaya başladılar. Televizyonlara çıkartılan PKK'lı itirafçılar ve Hanefi Avcı bu senaryoların bir parçasıydı."

Deveyi güdemedi, diyardan gitti

KPSS skandalıyla ilgili soruşturma devam ederken, ÖSYM'den bir istifa haberi geldi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, görevinden ayrıldığı açıkladı. Kopya iddialarıyla zor günler geçiren Yarımağan, görev süresinin dolacağı Aralık ayını beklemedi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, önümüzdeki günlerde yeni ÖSYM Başkanı'nı seçecek.
KPSS'de 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelenmişti.

Kopya skandalıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ÖSYM binasında arama yapılmıştı.

Organize kopya çekildiği iddiaları üzerine 58 kişi gözaltına alınmıştı. Zanlılardan 4’ü tutuklanmıştı.

Zanlıların kopya çekerken teknolojinin son nimetlerinden yararlandığı belirlenmişti.

Ali Nesin'den darbecilere suç duyurusu


Bir süre önce Eşitlik ve Demokrasi Partisi'ne (EDP) katılan Ali Nesin, bazı partililerle İzmir Adliyesi'ne gelerek, 12 Eylül darbecilerinin cezalandırılması isteğinde bulunduğu dilekçeyi özel yetkili cumhuriyet savcısına verdi.

Ali Nesin, dilekçesinin daha önce EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı'nın aynı konuyla ilgili yaptığı suç duyurusuyla birleştirilmesini talep etti.

Dilekçede, 12 Eylül 1980 ve devam eden tarihlerde, eski cumhurbaşkanı ve dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren ile dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık ve eski başbakan Bülend Ulusu ile kovuşturma sonucu kimlikleri tespit edilecek diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, sivil memur ile diğer yetkili organ ve merci görevlileri şüpheli olarak yer aldı.

Şüphelilerin, ''Darbe yapmak, cebren anayasayı değiştirmek, hükümeti yıkmak, TBMM'yi zor kullanarak görev yapmaktan men etmek, darbeye zemin hazırlamak için sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürülmesine ve yaralanmasına göz yummak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak'' suçlarını işledikleri öne sürülen dilekçede, darbe sonucu TBMM'nin kapatılıp anayasanın ortadan kaldırıldığı, siyasi partilerin kapısına kilit vurulduğu kaydedildi.

Dilekçede, ''12 Eylülde Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koymuştur. Bu darbe emir-komuta zinciri içinde, yukarıdan aşağı, askeri hiyerarşi çerçevesinde cereyan etmiştir'' görüşüne yer verilerek, şüphelilerin işledikleri suçların soruşturmasına geçici 15. madde engel olduğundan bugüne kadar zaman aşımının işlemediği savunuldu.

AA

'Çorba parası' teklif eden yandı

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı, geçtiğimiz nisan ayında, ABD’de kullanılan ve karanlıkta radar kontrolünün yapılmasını sağlayan hassas cihazlardan 400 adet sipariş verdi. Yaklaşık bir ay önce Türkiye’ye getirilen cihazlar, tüm il emniyet müdürlüklerine dağıtıldı.

50 metre çapı dinliyor

Görüntü kaydı yapabilen ve 50 metreye kadar tüm kısık sesli konuşmaları algılayabilen sistem, şehir içi ve şehirler arası yollarda görev yapan radar araçlarına takılmaya başlandı. Geçmişte kullanılan sisteme oranla, yüzde 100 daha kaliteli görüntü kaydeden cihazlar, istenildiği takdirde gece hız kontrolü yapımında da kullanılabilecek. Cihazın en önemli özelliği ise hız kontrolü yapımı sırasında çekilen tüm görüntüleri ve alınan ses kayıtlarını hafızasında saklayabilmesi.

Mahkemede delil olacak

Cihazlar, öncelikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kullanılmaya başlandı. Harekete duyarlı kamerası sayesinde, trafikte kural ihlali yaptığı gerekçesiyle durdurulan araca yönelen kamera, duyarlı dinleme cihazı sayesinde ise polisle sürücü arasındaki tüm diyalogları kayıt altına alıyor. Ceza yazılmaması karşılığında rüşvet teklif edildiği taktirde ise ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabiliyor. Denemelerde olumlu sonuçlar veren cihazların bir yıl içinde tüm radar araçlarına takılması planlanıyor.

Rüşvetin suçu ağır

TCK’nin 252. Maddesinde “Rüşvet alan kamu görevlisi, 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” deniliyor.

HÜRRİYET

Ayasofya yerine İpsala'da ayin yaptılar!

AA muhabirinin, İpsala Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan otobüslerde bulunan yolculardan aldığı bilgiye göre, Yunanistan'ın Dedeağaç kentinden İstanbul'a ayin yapmak için gitmek isteyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, İpsala Sınır Kapısı'nın karşısındaki Yunanistan Kipi Sınır Kapısı'na geldi.

Buradaki gümrük sahasında bir süre bekleyen grup, kendi aralarında ayin düzenledi. Görgü tanıkları, ayinin yaklaşık bir saat sürdüğünü ifade etti. Grup, daha sonra Atina'ya geri döndü.

İpsala Sınır Kapısı'nda görevli emniyet yetkilileri de Kipi Sınır Kapısı'nda ayin yapıldığını doğruladı.

Yunan kökenli Amerikalılardan oluşan 250 kişilik grup, Ayasofya'da ayin yapmak için Yunanistan'dan Türkiye'ye gideceğini açıklamış, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ayine izin vermemişti. Bunun üzerine grubun lideri ve Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu Başkanı Chris Spiru, dün gece Türkiye'ye gitmekten vazgeçtiklerini açıklamıştı.

AA

İlk istifa haberi MHP'den

TOKAT'ın Pazar İlçesi'nin Dereköy Belde Belediye Başkanı MHP'li Fatih Mehmet Cezik, partisinden istifa etti. Cezik, istifasına, parti yönetiminin tabanın sesini dinlemediğini gerekçe gösterdi.

Dereköy Belde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Cezik,MHPyönetiminin tabana zıt bir düşünceyle referandumda ‘Hayır' kararı aldığını öne sürerek, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Cezik yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“MHP'nin mutlaka tabanla iyi iletişim kurması gerekli. Referandumda alınan sonuçlar ortadadır.CHPile mensubu bulunduğum partim MHP, seçimlerde yüzde 42 oy alıyor. Bu da yönetimin tabanla fikir ayrılığında olduğunu gösteriyor. Hayır kararının yanlış olduğunu ve tabanın da bu kararı desteklemediğini düşünüyorum. Bu nedenle partim MHP'den istifa ediyorum.”

Şu anda her hangi bir partiye geçmediğini ifade eden Cezik, bağımsız olarak görevini sürdüreceğini söyledi. Beldede, referandumda sandıktan 548 evet, 322 hayır oyu çıkmıştı.

Ajanslar

Kılıçdaroğlu Antalya'da yine güldürdü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın beklenen buluşması Antalya'da gerçekleşti. Uçakta birlikte soruları yanıtladılar, miting kürsüsüne çıktılar. Esenboğa Havaalanı'na saat 13.45'te gelen Kılıçdaroğlu ile Baykal VIP çıkışında karşılaştı. İki lider bir süre sohbet ettikten sonra uçağa bindikten sonra birlikte gazetecilerin sorularının da yanıtladılar.

Baykal, "güç birliği yapıyorsunuz" hatırlatmasına "Güç birliği ifadesi anlamsız. Biz CHP'yiz. CHP olarak hepimiz onun bir parçası olarak bulunduğumuz koşul ne olursa olsun, tüm gücümüzle katkı veriyoruz. Genel başkan çalışıyor. Biz de bir milletvekili olarak yanında olmaya gayret gösteriyoruz" dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu da Baykal için "Burada olmasından çok mutluyuz" dedi.

BBP: Yeni anayasanın devamı gelecek

Gündoğdu, yazılı açıklamasında anayasa değişikliklerini eksikliklerine rağmen milletin yararına gördükleri için referandumda ''yetmez ama evet'' diyeceklerini belirtti.

Referandum sürecinde yapılan propagandaların ve üslubun ''seviyesiz'' olduğunu öne süren Gündoğdu, ''Ancak ülkemizdeki yerleşik siyasi anlayış böyle. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun eğer yapılan değişiklikleri halkın yararına görüyorsak, 'evet' demeliyiz. 26 maddelik anayasa değişiklikleri, ileride yapılacak tam sivil bir anayasanın ilk adımını oluşturuyor'' dedi.

AA

Hukuk Dernekleri Platformu evet diyecek

Hukuk Dernekleri Platformu, 12 Eylül Pazar günü halkoyuna sunulacak olan anayasa değişikliklerini, Türkiye'de demokratikleşmeyi hızlandıracak ve tümüyle yeni bir anayasa yapmayı sağlayacak bir adım olarak gördüklerini bu nedenle oylarının ''evet'' olacağını açıkladı.

15 hukuk derneğini bünyesinde bulunduran Hukuk Dernekleri Platformu üyesi avukatlar, anayasa değişiklik paketinin oylanacağı 12 Eylül referandumu ile ilgili Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı.

Platformun sözcüsü Avukat Bilal Çalışır, ''Ülkemizde faşist bir darbe ürünü olan 12 Eylül Anayasası'nda kısmi değişikliklere değil, insan hak ve özgürlüklerini esas alan çağdaş, demokratik bir düzenin oluşumuna katkı verecek ve kurucu meclis niteliğinde bir organla toplumun tüm kesimlerinin etkili olabileceği bir anayasaya ihtiyaç vardır'' dedi.

''Bizler birer vatandaş ve hukukçu kimliği ile yaşadığı ülkeye ve insanlarına karşı duyarlılık göstermeyi, vicdanı, ahlaki, insani sorumluluğumuz ve görevimiz olarak görüyoruz'' diye konuşan avukat Çalışır, 26 maddeden oluşan anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemelerin mevcut anayasal düzenlemelere göre, daha ileri, çağdaş ve demokratik niteliklere sahip olduğunu belirtti.

Anayasada kısmi değişikliliklerin yeterli olmadığını söyleyen Çalışır, daha kapsamlı ve kucaklayıcı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirtti. Çalışır, şunları söyledi:

''Geçmişte, Anayasa'yı çağdaş ve özgürlükçü doğrultuda değiştirmeyi vaat edip bunun gereğini yerine getirmeyen siyasi partilerin darbe anayasasını savunmalarını üzüntü ile izliyoruz. Sonuç olarak, bu değişiklikleri, Türkiye'de demokratikleşmeyi hızlandıracak ve tümüyle yeni bir anayasa yapmayı sağlayacak bir adım olarak görüyoruz. 12 Eylülde yapılacak referandumda değişikliklere, açık olarak 'evet' diyeceğimizi duyuruyoruz.''

AA

Analar ağlamasın diye EVET

12 Eylül 1980 döneminde yaşadıklarınızdan biraz bahseder misiniz?

12 Eylül döneminde öyle haksızlıklar, yanlışlıklar oldu ki… Kazayla içeri giren bir sürü insana işkence yapılarak suçlar kabul ettirildi ve uzun süre yattılar. Kim doğru kim yanlış belli değil. Bize esir kampındaki muamele yapıldı. İç emniyeti sağlayan Türk polisi astsubayların emrinde uygun adım marş yürütülüyordu. Ne kadar esef bir şey. Bir astsubay emniyet müdürüne emredecek durumdaydı. Benim yanında solculara aşırı işkence yapıyorlardı. Bak solcuları daha çok dövüyoruz diyorlardı. Solcuların yanında da sağcılara aynı muamele yapılıyordu. 12 Eylül’de maviyi severiz diye köşe yazıları vardı. Maviyi övmek de yasaklandı. Buralardan geldik. Mutlak surette bu yaşananların sona erdirilmesi için, anayasa değişikliğini kim yaparsa yapsın desteklenmesi lazım.

Dışarıda kavga ettiğiniz insanlarla içeride bir arada bulunmak nasıl bir duyguydu?

Ben çok solcu arkadaşın falakadan sonra şişen ayaklarının altına kangren olmasınlar diye tuzlu su koyarak rahatlattım. Biz karşı karşıya geldik, kavga ettik ama özüne baktığımızda kimse vatana ihanet etmedi. 1975’ten itibaren ihtilale kadar sürekli başkanlık yaptım. Bizim bilgimiz dışında hadiseler oluyordu. İhtilali hazırlayan, işkence yapanlar parsayı toplayıp zengin oldular.

Aileniz nasıl etkilendi?

Bir gün annem ve ablalarım beni ziyarete geldiler. Tel örgülerin ardından giderken el sallayamıyorlardı. Gizlice parmaklarını oynatıyorlardı, çok zoruma gitmişti. Bize çok işkence yapıldı, çok acı çektik, ama analar daha büyük acılar çekti. Anaların ağlamaması için evet diyorum.

İşkence gördünüz mü?

45 gün işkence gördüm. Kışın ortasında Konya’da sadece günde iki defa tuvalete gidebiliyorsunuz. Işık görmeniz mümkün değil. İşkenceden işkenceye gidiyorsunuz. Birçok insan benim söylemekten utanç duyduğum şeyler yaşadılar. Bunlar bir daha olmasın.

12 Eylül sonrası nasıl bir Türkiye ile karşılaştınız?

12 Eylül sonrasındaysa askerlerin kabiliyetine bakılmadan belediye başkanlıklarına tayinleri yapıldı. Doğu’da verilen savaşın temelinde bunlar yatmaktadır. O insanları dışlayarak, bastırarak, yok ederek şimdiki ortam oluşturuldu. İnsanlar kendilerine hiç sormuyor mu merak ediyorum; acaba ben doğuda bir Kürt olarak doğmuş olsaydım ne olurdu diye… 2-3 senede Amerika’da 73 millet devlet oluyor ama biz bin senedir birlikte yaşıyoruz, kültürümüz aynı, ama bizi millet yaptırmıyorlar.

Peki yeni anayasa paketi ile ilgili görüşünüz nedir?

Hiç kimse işin özüne inmiyor. Ne getirir ne götürür konuşmuyorlar. İnsanlar siyasi rekabetten doğan hengamelerle birbirine yükleniyor. Bu durumda ortalık oldukça karmaşık. Şu anda mecliste olan dört partiye baktığınızda anayasa paketi hazırlayın deseniz üç aşağı beş yukarı aynı şeyi yaparlar. Vatandaşın da bu noktada kafası bulanıyor. Türkiye’de demokrasi olgunlaşmamış, sürekli sekteye uğramış, bizim vergilerle dışarıdan istihbarat toplansın diye alınan son teknoloji silahlar içeriye dönük kullanılıyor. İktidarlar bir muhtıra ile gitti bir muhtıra ile geldiler.

Siz ülkücüsünüz, ama evet oyu kullanacağım diyorsunuz. MHP’den de sert tepkiler yükseliyor. Ne düşünüyorsunuz?

Devlet Bahçeli, geçmişine, bu hareketin çilesini çeken insanlara, kuruculara ve genel başkanına ihanet ediyor. Siyasi rant endişesi ile yeni anayasa paketinin önünde duruyorlar. MHP’nin bu tavırda olmasını anlamak mümkün değil. Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı evet oyu verirdi. İdam edilen veya 12 Eylül hengamesinde toprağa verilenler geri gelse onlar da evet derlerdi. Mesela Muhsin Kahya isimli bir arkadaşım var, 28 senedir cezaevinde. İçeriden ailesine haber gönderdi; mutlaka evet oyu verin diye. 18 yaşında girdiği cezaevinden hala çıkamadı. Ben 1984 yılında çıktım. Evlatlarım oldu, büyüdü. O hala nerelerde. Seyfi Oktay’ın yüzünden hala 20 arkadaşımız içeride yatıyor. CHP de demokrasiden yana tavır koyması gerekirken vesayetten, tutuculuktan yana. PKK ve BDP ile aynı saflarda birleşmelerini esefle karşılıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hayır deyin, genel affın yolu açılsın diyor. Her gün birkaç şehit gelirken böyle bir laf edilmez. Asıl niyetlerini gizleyerek kafa bulandırıyorlar. Kürtçülük hareketi körükleniyor. Açılım aslında bir şanstı. BDP dinamitlemeseydi MHP ve CHP provoke etmeseydi vatandaşın PKK ile aralarındaki bağları zayıflayacaktı. Yüzde 50’si destek veriyorsa, o zaman yüzde 10-15 kalacaktı.

Peki 13 Eylül günü nasıl Türkiye bekliyorsunuz?

Mutlaka evet çıkacağına inanıyorum. Bizim insanımız az okumuştur, ama ariftir gereğini yapar.

bma

TOBB yönetimindeki 12 Eylül çıkmazı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde yeni anayasaya destek verdiğini söyledikten hemen sonra yaptığı açıklamada kamuoyuna 'tarafsızız' mesajları veren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun kendi yönetimi içinde referandum çatlağı ortaya çıktı.

12 Eylül öncesinde TOBB Yönetimi'nin aldığı "Görüş bildirmeyeceğiz" kararına karşı birliğin yönetim kurulunda yer alan 15 üyeden dördü 'Evet' oyu kullanacağını açıkladı. Ayrıca üç üye de oyunun rengini net olarak açıklamasa da sözleriyle Anayasa değişikliğine olumlu baktığını duyurdu.

Başkan hariç kalan yedi üye ise kişisel görüşlerini açıklamadı. Böylece Rifat Hisarcıklıoğlu'nun Başkanlığı'ndaki TOBB yönetiminde referandum öncesi derin bir çatlak oluştu. Geçtiğimiz gün SABAH'ın yaptığı araştırmada da TOBB'a bağlı 78 odanın 30'u referanduma 'evet' diyeceğini açıklamıştı.

DÖRT ÜYE MUHALİF OLDU

TOBB'un referandum konusunda yaptığı resmi açıklamaya muhalif olan isimler arasında İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Akyıl, Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez ve Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer yer alıyor. Dört isim de TOBB'un aldığı resmi karara karşı çıkarak referandumda 'Evet' oyu kullanacaklarını açıkladı. Son olarak 'Evet' cephesine geçen Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, Anayasa değişikliğinin demokrasinin gelişimi için atılan adım olarak değerlendirdiğini ve bu gelişmelerin ekonomiyi doğrudan etkilediğini düşündüğünü belirterek, yeni anayasayı desteklediğini belirtti. Anayasa değişikliğine 'Evet' diyeceğini ilk açıklayan İTO Başkanı ve TOBB Başkanvekili Murat Yalçıntaş olmuştu. Yalçıntaş "İnanıyorum ki bu değişiklikle, Türkiye'de yeni bir sayfa açılacaktır'' değerlendirmesinde bulunmuştu.

Nejat Koçer Gaziantep Sanayi Odası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi:

Değişiklik paketini demokrasi için olumlu buluyorum

"Yaşanan herhangi bir durumun ve özellikle ekonomi üzerindeki olası getiri ve götürülerini ve sorunlarını çoğu zaman dile getiriyoruz. Anayasa mahkemesinin de onayladığı bu pakete ve demokrasimizin genişlemesi için atılan adımlara ben olumlu bakıyorum."

Tanıl Küçük İstanbul Sanayi Odası (İSO) Bşk. ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Kişisel olarak da oda olarak da vereceği oyu açıklamadı

Kişisel olarak görüş belirtmeyen Tanıl Küçük, "Sivil toplum kuruluşlarının tüm üyelerini bağlayan bir oy tercihini dile getirmeleri kanaatimizce doğru değil. Sivil toplum kuruluşlarının tüm üyelerini bağlayan bir oy tercihini dile getirmeleri kanaatimizce doğru değildir. Zira, çağdaş demokratik sistemlerde, ister seçimlerde ister referandumlarda olsun, oy kullanmak, sistemin özünü oluşturan, en temel bireysel haktır" dedi.

Murat Yalçıntaş İTO Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Vekili:

Referandum politik bir uygulama değildir

"12 Eylül anayasa değişikliğine evet diyeceğiz. İnanıyorum ki değişiklikle, Türkiye'de yeni bir sayfa açılacaktır. Demokratik standartlarımızla, anayasa standartlarımızla kalkınma ve gelişmemizi paralel kılmak zorundayız. Özellikle vurgulamak isterim ki anayasa oylaması politik bir oylama değildir."

Hüseyin Üzülmez Konya Tic. Odası Bşk. ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi:

Her platformda söyledik meclis olarak 'Evet' diyoruz

"12 Eylül' de yapılacak referandumda 'evet' oyu kullanmak için Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek Meclis kararı aldık. Oda olarak sivil Anayasa ihtiyacını her platformda dile getirdik. Ekonomik kalkınmanın kaliteli demokrasiyle birlikte sağlanacağına inanıyoruz. Bu nedenle KTO Meclisi'nde karar aldık."

Mustafa Yardımcı Edirne Tic. Borsası Bşk. ve TOBB Yön. Kur. Üyesi:

Olumlu bakıyorum ama mutabakat sağlanmalıydı

"BORSAMIZDA 1000'den üyemiz bulunuyor. Onlar adına görüş belirtmek doğru olmaz. Yönetiminde bulunduğum TOBB adına da referandum konusunda yorum yapamam. Ancak kişisel olarak baktığınızda yeni anayasada toplumsal uzlaşının eksik olduğu kanaatindeyim. Yeni anayasanın maddelerine bakınca ise birkaç maddede eksiklikler olduğunu düşünüyorum ancak genel olarak yeni anayasaya olumlu bakıyorum. Eğer o maddelerdeki eksiklikler ortadan kalksaydı düşünmeden evet derdim."

İlhan Parseker Bursa Tic. ve San. Odası Meclis Bşk. ve TOBB Yön. Kur. Üyesi:

13 Eylül'de yeni anayasa ile yolumuza devam ederiz

"TOBB olarak yeni anayasa için çalışma yapılmasını yıllar önce dile getirmiştik. Biz yenilikçi, demokratik, kişisel hak ve özgürlükten vazgeçmeyen bir anayasa taraftarıyız. Bazı konularda eksiklikler olduğu aşikar. 13 Eylül'de yeni bir anayasa ile yolumuza devam edeceğimizi düşünüyorum."

Halim Mete Deniz Ticaret Odası Bşk. Yard. ve TOBB Başkanvekili:

Olumlu bakıyorum ama TOBB görüşünü savunuyorum

"BİZ daha önce de açıkladık. Anayasada değişime olumlu bir adım olarak bakıyoruz. Ben de böyle düşünüyorum. Ama sürecin oldukça fazla siyasallaştığını düşünüyorum. Burada yapılan değişikliklerde TOBB'un görüşünü benimsiyorum ben de. Kişisel görüşümü beyan edemem."

Bahçeli'nin çok çirkin çarşaf benzetmesi

Ankara Etimesgut Belediyesi’nin iftar programında konuşan Bahçeli, Anayasa paketinde lekeler ve gizli gündemler olduğunu iddia ederek “kara çarşaf altında gizli ilişki” benzetmesi yaptı.

“Bu ülke için millet için her türlü fedekarlığa göğüs geren her türlü mahkumiyeti yaşayarak bugünlere ulaşmış olan bir MHP, AKP’nin kara çarşafının altında ne yaptıkları belli olmayan bir ilişkinin farkına varamazlarsa ülkenin nereye sürükleneceğini kimse kestiremez” diyen Bahçeli, evet oyu vereceklerini açıklayan 12 Eylül mağduru Ülkücüleri de eleştirerek, “AKP’nin tuzağına nasıl düşüyorlar bunu anlamakta güçlük çekiyoruz” diye konuştu.

GÜLEN ÜZERİNDEN SERT ELEŞTİRİ

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kitabındaki iddialarına destek veren açıklamalarıyla dikkat çeken Bahçeli, iftar konuşmasında da Fethullah Gülen’i kastederek hükümete yüklendi. “Erdoğan, MHP’ye de bilmem nerenin vagonu diyor. AKP’yi öyle bir hale getirdin ki okyanus ötesinin takası yaptın. Bir tarafta AB, bir tarafta ABD. Bir tarafta da bir hocaefendinin takası haline geldin” dedi.

Sahte fetva partisine Başörtü kapağı

Salih Memecan'ın türban karikatürü CHP lideri Kılıçdaroğlu2nu çok kızdıracağpa benziyor....


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Türban sorununu biz çözeceğiz' çıkışına Başbakan Erdoğan, 'Buna senin takatin yetmez' diye çıkışmıştı.

CHP'nin türban konusundaki söylemlerini karikatürize eden Sabah Gazetesi karikatüristi Salih Memecan, bugün çizdiği resmiyle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu çok kızdıracağa benziyor.

İşte Memecan'ın o karikatürü

Fuhuş çetesi: Komutanla ilişkiye girmeli

Asker ve bürokratlara 'fuhuş tuzağı' kuran çeteye yönelik geçtiğimiz günlerde Kocaeli merkezli olarak düzenlenen operasyonda, liderliğini Mustafa D.'nin yaptığı şebeke çökertilmiş, aralarında askerlerin de bulunduğu 35 kişi gözaltına alınmış, 20'si tutuklanmıştı.

Çetenin, oyuncaklar arasına yerleştirdiği kameralarla, Rusya'dan getirilen kadınlarla ilişkiye giren, asker, bürokrat, işadamı ve polisleri kaydettiği ortaya çıkmıştı. Fuhuş şebekesi ile bağlantısı olduğu tespit edilen İ. S. isimli bir albayın evinde bulunan bilgisayarlara el konuldu. Kurtköy'de oturan Deniz Harp Okulu öğrencilerin evlerinde de delil torbalarına konulmuş iç çamaşırları bulundu. Ele geçirilen iç çamaşırlardan birinin H. M. Ş. isimli bir tümamirale ait olduğu iddia edilmişti.

Soruşturma kapsamında ele geçirilen şifreli CD'ler çözüldükçe şok iddialar ortaya atıldı. Şu ana kadar sadece yüzde 20'si çözülebilen notların birinde 'Deniz Kuvvetleri Komutanı ile ilişkiye girilmeli' başlıklı bir yazı çıktı. Notlardaki iddialara göre fuhuş çetesi, kim olduğu henüz belirlenemeyen Deniz Kuvvetleri Komutanı ile irtibata geçerek ilişkiye girmesi için askeri okul öğrencisi bir kızı gönderiyor. Çete de yapılan görüşmeleri ve işlemleri kaleme almayı ihmal etmemiş. İşte notlardaki şok iddialar:

'TEKLİFİ M. BİNBAŞI YAPACAK'
- Deniz Kuvvetleri Komutanı (DKK) ile irtibat kurulup ilişki sağlanmalı.
- M. Binbaşı DKK'ya teklif götürebileceğini söyledi.
- İrtibata girdi. Buluşma sağlanacak. Komutan kabul etti.
- Buluşma Ankara'da olacak, kayıt tutulmayacak.
Çete Deniz Kuvvetleri Komutanı ile irtibat sağlandıktan sonraki gelişmelerle ilgili olarak da tuttukları kayıtlarda komutanın irtibattan memnun kaldığını öne sürüyor.
- Komutan buluşmada Ş.'in de olmasını istiyor.
- Buluşmaya gidildi, masraflar karşılandı.
- Komutan A.'dan memnun kaldı, tekrardan isteyecek.

'BUNLAR BANA ÖZELDİ'
Savcı ve polis belgelerde adı geçen Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın kim olduğunu araştırıyor. Polis belgelerde adı sıkça geçen Deniz Harp Okulu öğrencisi A. kod adlı D.'nin ifadesine başvurdu. Suçlamaları kabul etmeyen genç subay adayı; 'Bunlar bana özeldi. Beni takip eden herkesten şikayetçiyim. Para karşılığında ilişkiye girmedim' dedi.

Site Tanıtımlarım :)

Merhaba sevgili ziyaretci,öncelikle blogumuzu ziyaret ettiğin için sana minnetarız bunu anlatmak kelimelere sığmaz.Bu durumun dışında sizlere bu yazımızda son derece güzel üç blogdan bahsetmek istiyoruz.Konumuza ve blog tanıtımlarımıza şöyle başlayalım.

Birinci blogumuz thy ile ilgili olan thy bilet fiyatları blogu olacak thy bilet diyede adlandırabileceğimiz bu blog genellikle google aramalarında thy bilet fiyatları şeklinde çıkmaktadır.Bu sebeble bizde bu blog üzerinde çalışırken thy bilet fiyatları olarak çalıştık.

İkinci blog onur air bilet fiyatları blogumuz bu blog ise onur air ile ilgili olup onur air bilet kelimeside blogumuzda sık sık vurgulanmaktadır.Fakat bu blogumuzda da bizler onur air bilet fiyatları kelimesinin üzerinde duracağız bu sebeblede blogumuzu onur air bilet fiyatları şeklinde açmış bulunuyoruz.

Üçüncü ve son blogumuza geldiğimizde bu blogumuzu karizmatik hava şirketi olan atlas jet evet bu blogumuzda atlas jet bilet kelimeleride vurgulanmakta ancak asıl bizim için önemli olan kelime atlas jet bilet fiyatları kelimesi bunun dışında bu blogu zaten atlas jet bilet fiyatları olarak ve ağırlıklı açtık bu sebeblede ismi atlas jet bilet fiyatları oldu .

Bu yazımızı okuduğunuz için teşekkürler ederiz.

Dolmuş durağını yerinden söktü

Kaza, Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Atatürk Caddesi Toplum Sağlığı Merkezi karşısında meydana geldi.

Toprakkale çarşı merkezi yönünden Mustafabeyli yönüne giderken aracın kontrolünü kaybeden 23 yaşındaki Kamil Danacı, bir anda kendini caddenin diğer yanındaki belediye durağını yıkmış olarak buldu.

Kazada araç sürücüsü Kamil Danacı yara almadan kurtulurken, belediye durağı kullanılamaz hale geldi. Şans eseri durakta kimsenin bulunmaması kazanın faciaya dönüşmesini önledi.

Polis, kaza ile ilgili soruşturma başlattı.

'Sayın Başbakana söz verdim'

Referandum mitinglerinin startının verildiği Bingöl'de Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ı karşılayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yedisu İlçe Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu, darbe Anayasası'na karşı olduğunu belirtti.

Referanduma evet şapkası takarak Başbakan Erdoğan'ı karşılayan ve bir süre sohbet ettiği Erdoğan'a destek sözü veren CHP'li Belediye Başkanı Memioğlu, "CHP'li bir belediye başkanı da olsam Bingöl'e gelen Başbakanı karşılamak bir saygıdır. Başbakan yine gelse aynısını yine yaparım. 12 Eylül'de belki şahsım adına bir mağduriyet yaşamamış olsam bile toplumsal bir mağduriyetin yaşandığı darbe Anayasası'nın toplumda büyük yaralar açtığı bellidir. Ben o günleri anımsadığımda 65 yaşındaki bir kişinin dere kenarına götürülüp tabiri caizse 'eşek sudan gelene kadar' dövüldüğüne şahitlik yaptığım aklıma gelir. Ben halkımın emrinde olan biriyim" dedi.

Facebook'tan İHH sayfasına kapatma

İHH’nın 184 bin üyeli sayfası, 23 Temmuz 2010 tarihinde Facebook tarafından yayından kaldırıldı.

Gazze İnsani Yardım Filosu’na düzenlenen saldırıdan sonra İHH Facebook sayfası kamuoyuna bilgi akışının sağlandığı en önemli sosyal paylaşım platformu görevini görmekteydi. Sayfa üzerinden vakfın faaliyet haberleri, sosyal ve yardım içerikli videoları, fotoğrafları Facebook kullanıcıları ile paylaşılmaktaydı. Nisan ayında açılan İHH Facebook hesabı dört ayda 184 bin üye sayısına ulaşmıştı.

Facebook yönetimi tarafından İHH sayfasını kapatma gerekçesini içeren ve Galce olarak gönderilen uyarıda kullanım şartlarının ihlal edildiği iddia edildi.

Yaygın biçimde her görüşten kullanıcının interaktif bir şekilde kullandığı bir sosyal paylaşım platformu olarak lokal tartışmaların her grupta gerçekleştiği Facebook’ta, İHH’nın önemli bir üye sayısına ulaşan sayfasının kapatılması ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendiriliyor. Yasak İHH’nın ifade özgürlüğünün yanı sıra 184 bin üyenin de haklarını kısıtlıyor.

Facebook yönetiminin, İHH İnsani Yardım Vakfı ile on binlerce gönüllüsü arasında önemli bir köprü vazifesi gören İHH Facebook resmî sayfasına erişime tekrar izin vermesi bekleniyor.

'Başbuğ o sözünün gereğini yapmalı'

TSK Personel Kanunu'nun 65. maddesi, "Tutuklu ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmaz." diyor. Buna göre Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Kafes gibi dava ve soruşturmalarda adı geçen subaylar, terfi için haklarındaki yargı kararlarını bekleyecek.

Haklarında soruşturma olduğu gerekçesiyle YAŞ'ta terfileri önünde engel olan subaylar arasında 13 general bulunuyor. Söz konusu komutanlar şöyle: "Korgeneral Nejat Bek, tümgeneraller Gürbüz Kaya, Ahmet Yavuz, Salim Erkal Bektaş, Abdullah Dalay, Halil Helvacıoğlu, Tuğgeneral Kasım Erden, Hakan Akkoç, Ali Aydın, Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Tuğamiral Mustafa Karasabun, Ahmet Türkmen, Abdullah Gavremoğlu ve Tümgeneral İhsan Balabanlı." Askerî Personel Kanunu'na göre generallere terfi yolu kapalı. Yasanın 65. maddesi, yargılanması devam eden askerlerin bir üst rütbeye çıkarılmasına izin vermiyor. Yasa metni, tartışmalara mahal bırakmayacak şekilde açık ve net: "Tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmaz."

Bu madde göz önüne alındığında Ergenekon, Kafes, Poyrazköy, Amirallere Suikast davaları ile Balyoz soruşturmasında adı geçen toplam 166 subay terfi için haklarındaki yargı hükmünün kesinleşmesini bekleyecek. Balyoz iddianamesinde yer alan 196 şüpheli arasında yer alanların 105'i muvazzaf subay. Bu davanın yanı sıra devam eden Kafes'te 33 şüphelinin 17, Amirallere Suikast'ta 19, Poyrazköy davasında ise 17 sanığın 12'si subay olmak üzere toplam 48 muvazzaf subay yargılanıyor. Diğer yandanİstanbulve Erzurum'da devam edenErgenekondavalarında ise 13 subayın ismi geçiyor. Tüm buterörörgütü davaları düşünüldüğünde toplam 166 subay yargılanıyor. Bu sayıya astsubaylar da eklenince 200'e yaklaşıyor.

Davutoğlu'ndan Ermenistan'a mesaj

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin, komşularıyla olan sorunlarını ortadan kaldırmada son yıllarda önemli mesafe aldığını ancak Ermenistan'ın, bu tablonun eksik parçası olarak kaldığını belirterek, ''Türkiye'nin uzattığı dostluk elinin geri çevrilmesinin, herkesten çok Ermenistan'a zarar vereceği açıktır'' dedi.

Davutoğlu, MHP Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in soru önergesine verdiği yazılı yanıtta,60. Hükümet döneminde sadece İsveç Parlamentosunun, soykırım iddialarını kabul ettiğini anımsattı. Davutoğlu, İsveç Parlamentosunun, 11 Mart 2010'da sözde Ermeni, Asuri, Keldani ve Pontus soykırımını tanıyan bir kararı kabul ettiğini kaydetti.

Davutoğlu, Azerbaycan ve Ermenistan arasında Yukarı Karabağ sorununun çözümüne yönelik devam eden müzakerelerde, diğer konularla birlikte, işgal kuvvetlerince boşaltılarak Azerbaycan'a iade edilen bölgelere uluslararası bir barış gücünün konuşlanması fikri üzerinde durulduğunun da bilindiğini belirtti. Davutoğlu, söz konusu barış gücünün varlığı ve oluşumu konusunda müzakerelerin sürdüğünü ifade ederek, Türkiye'nin bu yönde taraflara herhangi bir teklifte bulunduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu bildirdi.

''BÖLGEDEKİ ÜLKELERİN YARARINA OLACAKTIR''

Türkiye'nin, tüm komşularıyla ilişkilerini karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkeleri temelinde geliştirmek azminde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Komşularımızla var olan sorunların ortadan kaldırılması hususunda son yıllarda önemli mesafe kaydedilmiş, ancak Ermenistan, bu tablonun eksik parçası olarak kalmıştır. Ermenistan ile imzalanan protokoller, uzun soluklu bir süreç olarak değerlendirdiğimiz normalleşmenin ilk adımını oluşturmuştur. Bu sürecin devamı, şüphesiz Ermenistan'ın da sorunları çözme iradesiyle yapıcı bir tutum sergilemesine ve izlediği siyasetin iyi komşuluk ilişkileriyle uyumlu olmasına bağlı olacaktır.

Güney Kafkasya'da mevcut siyasi ihtilafların barışçı yollarla çözümlenmesi, bölgede sürdürülebilir güvenliğin ve refahın sağlanmasının ana koşuludur. Güney Kafkasya'nın mevcut çatışma ortamından kurtarılıp, bir güvenlik ve işbirliği alanına dönüştürülmesi bu bölgedeki tüm ülkelerin geleceği ve bölgenin refahı açısından gereklidir. Güney Kafkasya'da böyle bir tablonun ortaya çıkması, bölgede bulunan tüm ülkelerin yararına olacaktır.''

Özal: Referandum'dan %65 evet çıkar

Özal, Cihan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, referandumla ilgili olarak parti olarak kararların Genel İdare Kurulu ve İl Başkanları toplantısı sonrasında belirleneceğini söyledi. Kendisinin referandumla ilgili şahsi fikrinin "evet" denmesi yönünde olduğunu vurgulayan Özal, Türkiye'de demokrasinin çok yavaş geliştiğine işaret ederek, demokratikleşme yönündeki her fırsatın değerlendirilmesi gerektiğine inandığını kaydetti.

Özal, kimsenin 12 Eylül Anayasası'nı savunmayacağını, o süreçte solcuların, ülkücülerin ve Kürtlerin çok acı çektiklerini vurguladı. Özal, 12 Eylül döneminde Diyarbakır cezaevindeki uygulamaların terör örgütünün doğuşunu sağladığını ifade etti.

Özal, rahmetli Alparslan Türkeş'in 1990'lı yıllarda kurulan DYP-CHP koalisyon hükümetine 12 Eylül Anayasası ile ilgili düzenleme yapılacağı yönündeki programlarından dolayı destek verdiğini söylediğini hatırlattı. MHP'nin CHP, TKP, ÖDP ve İşçi Partisi ile birlikte referanduma hayır oyu kullanmasını tabanına anlatamayacağını, tabanının büyük bir kısmının da referanduma evet oyu vereceğini kaydetti. Özal, CHP'nin karşı çıktığı iki madde dışındaki maddelerle ilgili halka kendisini anlatmakta zorlanacağını kaydetti.

Bazı siyasi partilerin AK Parti'ye yönelik muhalefetlerini referandumda yapmalarının yanlış olduğunu vurgulayan Özal, partiler arasındaki rekabetin seçimlerde yapılması gerektiğini vurguladı.

31 bilgisayar emirle 'tesadüfen' silinmiş

Dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korg. Mehmet Eröz, Genelkurmay İç Güvenlik Daire Başkanı Tümg. Mustafa Bakıcı ve Bilgi Destek Dairesi 1. Şube Müdürü Albay Hulusi Gülbahar, askeri savcılığa verdikleri ifadede, "güvenli silme" işleminin yapıldığını belirtti.

Komutanlar, bu işlemin söz konusu belge ile bir ilgilisinin bulunmadığını, tamamen tesadüf olduğunu söyledi. İfadeler, Genelkurmay Askeri Başsavcısı Albay Yavuz Şentürk'ün, "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" ile ilgili iddianamesinde yer aldı. İddianameye göre; şüpheli olan Korg. Mehmet Eröz, emir üzerine bilgisayarlarda silme işleminin gerçekleştirildiğini belirtti. Eröz, eylem planı haberinin çıkmasından sonra Harekat Başkanlığı ve Bilgi Destek Dairesi'nde bağımsız internet faaliyetlerine son verildiğini, bunun üzerine açığa çıkan bilgisayarlarda silme emrini verdiğini, işlemin Tuğg. Mustafa Bakıcı'nın denetiminde gerçekleştirildiğini kaydetti. Yine şüpheli durumunda olan, Tuğg. Mustafa Bakıcı, da güvenli silme işleminin verilen emir üzerine yapıldığını belirtti.

'BÖYLE YARGILAMA OLMAZ'
Aynı davada yargılanan Albay Dursun Çiçek ise İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dünkü duruşmada söz aldı. Çiçek, askeri mahkemede hakim karşısına çıkacağını anımsatarak, "Masum olduğumu oradada anlatacağım. Gerekirse Yargıtay'a da uzaya da gideriz. İnsan bir suçtan 3 ayrı yerde yargılanır mı? Böyle yargılama olur mu?" dedi.

İsrail: Gemileri göndermeyeceğiz...

Savunma Bakanlığı sözcüsü Şlomo Dror, komisyon üyelerinin gemileri teftiş etmek isteyebileceklerini söyledi.

Sözcü, soruşturma sonuçlanıncaya kadar "bu gemilerle ilgili bir şey yapılmayacağını" belirtti.

Hırvatistan ve Sırbıistan arasında anlaşma

Hırvatistan ve Sırbistan, 'suçluların' iade edilmesiyle ilgili anlaşma imzaladı.

Sırbistan Adalet Bakanı Snezana Maloviç ve Hırvatistan Adalet Bakanı İvan Şimoviç, Belgrad'da bir araya geldi. Yapılan görüşmede, iki ülke, yolsuzluk ve organize suçlara iştirak edenlerin kendi ülkelerine iade edilmesiyle ilgili anlaşmayı imzaladı. Anlaşmaya göre, suçluların iade prosedürü, 1 ile 4 ay arasında sürecek.

Anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte ilk olarak Sırbistan'da işlediği suçlardan yargılanan ve şu an Hırvatistan'da tutuklu bulunan Sretko Kaliniç ülkesine iade edilecek. 2003 yılında Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç'e suikast düzenleyerek ölümüne neden olduğu tespit edilen 'Zemun Çetesi'nin üyesi Kaliniç'in 19 öldürme, 3 gasp suçuna karıştığı belirtildi.

Hırvatistan Adalet Bakanı İvan Şimonoviç, yaptığı açıklamada, imzalanan anlaşmanın Hırvatistan ve Sırbistan arasındaki ilişkiler ve iki ülkenin Avrupa Birliği'ne girişi açısından çok önemli olduğunu belirterek, 'Bu anlaşma organize suçlara karşı beraber mücadele etmemiz için verilen azmin bir göstergesidir. İki ülke arasındaki güvenin artması için de çok önemlidir' dedi.

Sırbistan Adalet Bakanı Maloviç ise, anlaşmanın tarihi değer taşıdığını ve iki ülkenin adalet alanındaki işbirliğinin artmasının bir sonucu olduğunu vurguladı.
Hırvatistan ile Sırbistan arasındaki ilişkiler, Hırvatistan'ın bağımsızlık ilanının ardından, 20 bin kişinin öldüğü 1991-1995 arasında savaşla aşamalı olarak gerginleşmişti. Belgrad, bağımsızlığı tanımayı kabul etmeyen Hırvatistan Sırplarını destekliyordu. İki ülkenin AB yanlısı siyasetçilerle yönetilmeye başlamasıyla ilişkiler normalleşme sürecine girdi.

Erdoğan'dan K.Irak açıklaması

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak'ta coğrafi yapısı itibariyle şu anda yerel yönetimin egemenliğinin bulunmadığını belirterek, 'Bölücü terör örgütünün böyle bir yeri ele geçirmiş olması, bir ülkenin hem bir taraftan toprak bütünlüğünü konuşacak, ama toprak bütünlüğünü konuşurken birileri orada bir paylaşım gerçekleştirmiş olacak. Nerede toprak bütünlüğü? O zaman burada ya merkezi yönetimin görevini yerine getirmesi lazım veya yerel yönetimin görevini yerine getirmesi lazım' dedi.

Erdoğan, G-20 zirvesi için geldiği Kanada'nın Toronto kentinde basın toplantısı düzenledi ve çeşitli konulardaki soruları cevapladı.

IRAK'TA OTORİTE BOŞLUĞU VAR

Erdoğan bir gazetecinin 'Üçlü mekanizmanın işlevine' ilişkin bir sorusu üzerine şunları söyledi:

'Bu işin birçok boyutu var. Psikolojik, sosyolojik, güvenlik gibi birçok boyutu var. Üçlü mekanizma zaten bunların çalışmasını yürütüyor. Biliyorsunuz burada Kuzey Irak coğrafi yapısı itibarıyla şu anda yerel yönetim tarafından tamamıyla orada egemen bir yapı yok. Merkezi yönetimin zaten Kuzey Irak'ta hiçbir egemenliği yok. Yani bütün bunlar nasıl bir egemenlik noktasında yönetime alınacak, bu konuları üçlü mekanizma kendi arasında konuşuyor. Buna yönelik adımların atılması...

Filipinler'de çatışma

Filipinler'in Basilan adası polis şefi Antonia Mendoza, El Kaide bağlantılı Ebu Seyyaf örgütüne bağlı militanlar olduklarına inanılan saldırganların, hükümet güçlerini, civardaki bir kasabada bir haftadan beri sürdürdükleri operasyonlardan alıkoymayı amaçladığının sanıldığını söyledi.

Az nüfuslu Maluso köyünde öğleden sonra düzenlenen saldırıda ölen ve yaralanan çoğunun, Basilan adasının başkenti Isabela'dan evlerine dönmek için bir cipte seyahat eden banliyö sakinleri olduğunu belirten Mendoza, bir tepede mevzilenen saldırganların açtığı ateş sonucu 2 yolcunun olay yerinde öldüğünü, diğerlerinin ise cipten atlayarak kaçtıklarını kaydetti.

Mendoza, cipten atlayarak kaçanların üstüne ateş etmeye sürdüren saldırganların, 10 yaşındaki bir çocuğu yaraladıklarını ancak çocuğun kurtulduğunu sözlerine ekledi.

Kazakistan'da 21 mahkum cezaevinden kaçtı

Kazakistan Adalet Bakanlığı Sözcüsü Galymzhan Hasenov, Kazakistan'ın Aktau şehrinde çeşitli suçlardan cezaevinde bulunan 21 hükümlünün tutuldukları cezaevinden kaçtıklarını söyledi.

Kazakistan Polisi de kaçakların yakalanması için alarma geçirildi.

Cihan

Dubai Emiri Gazze'ye destan yazdı...

Gazze Destanı, Gazze Ambargosunu kınayarak Arap ülkelerini Gazze'ye yardım etmeye çağıran Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Yardımcısı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al-i Mektum'un duygu yüklü bir kasidesi.

Şeyh, şiirinde yıllardan beri Gazze ahalisinin maruz kaldığı ölüm, baskı ve ambargo manzaralarından duyduğu kederi dile getiriyor, Siyonistlerin büyük açık hava cezaevini ve buradan acımasız günlük yaşam kareleri resmediyor. Tüm bunlar Özgürlük filosu olayının patlak vermesiyle birlikte ilhama dönüşüp mısralara dökülüyor. Tıpkı Homeros’un İlyada’sında arenası denizler olan Ulysses’in kahramanlık öyküsünde olduğu gibi.
 

Ankara'da Nijer'e yardım gecesi

Nijer’de açlık ve sefalet içinde yaşayan halka yardım götürebilmek için Ankara’da Cuma günü bir yardım gecesi organize ediliyor. Gaye Eğitim ve Yardımlaşma Derneği tarafından organize edilen yardımda elde edilen gelir, Gökkubbe Yardım Derneği aracılığıyla Nİjer’e ulaştırılacak. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ve siyaset dünyasının önde gelen bir çok isminin katılması beklenen yardım gecesi, Ankara’da bulunan Afitap Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek.

Erdoğandan açık tehdit !

''İSRAİL'İN YAPTIĞI HER TÜRLÜ LANETİ HAK ETMİŞ BİR KATLİAMDIR''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in saldırısını ''her türlü laneti hak etmiş bir katliam'' olarak nitelendirerek, ''Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, bugünkü toplantının ''anlamlı'' olduğunu belirterek, ''Bugün sadece aziz milletime değil bütün insanlığa seslenmek istiyorum. Bütün insanlığın vicdanına ve aklına seslenmek, duygularımı açık yüreklilikle paylaşmak istiyorum'' diye başladı.

Haberin Devamı >>>

Zabıta eğitimleri tamamlandı

Program kapsamında, zabıta yönetmeliğinde öngörülen eğitimlerin yanı sıra kişisel gelişim seminerleri de verildi. Programa, Fatih, Zeytinburnu, Avcılar, Pendik ve Serdivan belediyelerinin personeli katıldı.

Marmara Belediyeler Birliği tarafından Fatih Belediyesi meclis salonunda yapılan eğitimlerde, uzman eğitmenler ve akademisyenler tarafından; 1982 Anayasası, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve İlgili Mevzuat, 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 775 Sayılı Gecekondu Kanunu hakkında eğitimler verildi. Eğitimlere Fatih, Zeytinburnu, Avcılar, Pendik ve Serdivan belediyelerinin zabıta memurları ve zabıta komiserleri katıldı.

Haberin Devamı >>>

Başbakanlık'ta tadilat başlatıldı

Başbakanlık Merkez Bina'da uzun süredir yapılması planlanan tadilata Erdoğan'ın gitmesiyle başlandı. Başbakanlık Binası'nın Şeref kapısının önündeki granitler sökülerek, yerine yine Türk malı olan ancak daha kalın, granit kaplama döşenmeye başlandı. Granitlerin değiştirilmesine gerekçe olarak ise eski granitlerin zırhlı araçların ağırlığından dolayı yer yer çökmesi ve kırılması gösterildi. Başbakan Erdoğan ve bakanların makam araçlarının zırhlı olmasından dolayı ağırlıklarının 3 ile 3.5 tonu bulmasından dolayı granitlere zarar verdiği kaydedildi.
Haberin Devamı >>>

Gazze filosunu canlı takip edin!

İHH İnsani Yardım Vakfı ve Free Gazze gibi organizasyonların öncülüğünde Gazze ambargosunu kırmak üzere denize açılan gemileri canlı olarak TIMETÜRK üzerinden izleyebilirsiniz.

Haberin Devfamı >>>

Kılıçdaroğlu, makam koltuğuna oturdu

Kılıçdaroğlu, makamında gazetecilere yaptığı ilk açıklamada, elinden geldiğince bu görevi yerine getirmeye çalışacağını ifade ederek, yollarına devam edeceklerini söyledi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kendisine geçmişten örnekler vererek geleceğe yönelik hedefler göstereceğine inandığını belirterek, 'Belki de olası sıkıntıları aktaracaktır. Sayın Baykal ile her ortamda görüşeceğiz. Sıkıştığım zaman görüşeceğim, görüşlerine ihtiyaç duyduğum zaman görüşeceğim. Sıcak ve samimi ilişkimizi bütün aşamalarda sürdüreceğiz' dedi.

Haberin Devamı >>>

Baykal: Onursal Başkan Atatürk'tür

Deniz Baykal yaptığı açıklamada "Kemal Kılıçdaroğlu adaylığı hakkında bana bilgi vermedi" dedi.

Ayrıca, Kılıçdaroğlu'nun "Baykal Onursal Başkan olmalı" sözlerine, "Parti yoluna devam ediyor, onursal Genel Başkan Atatürk'tür" dedi.
Haberin Devamı >>>