Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin, komşularıyla olan sorunlarını ortadan kaldırmada son yıllarda önemli mesafe aldığını ancak Ermenistan'ın, bu tablonun eksik parçası olarak kaldığını belirterek, ''Türkiye'nin uzattığı dostluk elinin geri çevrilmesinin, herkesten çok Ermenistan'a zarar vereceği açıktır'' dedi.
Davutoğlu, MHP Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin'in soru önergesine verdiği yazılı yanıtta,60. Hükümet döneminde sadece İsveç Parlamentosunun, soykırım iddialarını kabul ettiğini anımsattı. Davutoğlu, İsveç Parlamentosunun, 11 Mart 2010'da sözde Ermeni, Asuri, Keldani ve Pontus soykırımını tanıyan bir kararı kabul ettiğini kaydetti.
Davutoğlu, Azerbaycan ve Ermenistan arasında Yukarı Karabağ sorununun çözümüne yönelik devam eden müzakerelerde, diğer konularla birlikte, işgal kuvvetlerince boşaltılarak Azerbaycan'a iade edilen bölgelere uluslararası bir barış gücünün konuşlanması fikri üzerinde durulduğunun da bilindiğini belirtti. Davutoğlu, söz konusu barış gücünün varlığı ve oluşumu konusunda müzakerelerin sürdüğünü ifade ederek, Türkiye'nin bu yönde taraflara herhangi bir teklifte bulunduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu bildirdi.
''BÖLGEDEKİ ÜLKELERİN YARARINA OLACAKTIR''
Türkiye'nin, tüm komşularıyla ilişkilerini karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkeleri temelinde geliştirmek azminde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:
''Komşularımızla var olan sorunların ortadan kaldırılması hususunda son yıllarda önemli mesafe kaydedilmiş, ancak Ermenistan, bu tablonun eksik parçası olarak kalmıştır. Ermenistan ile imzalanan protokoller, uzun soluklu bir süreç olarak değerlendirdiğimiz normalleşmenin ilk adımını oluşturmuştur. Bu sürecin devamı, şüphesiz Ermenistan'ın da sorunları çözme iradesiyle yapıcı bir tutum sergilemesine ve izlediği siyasetin iyi komşuluk ilişkileriyle uyumlu olmasına bağlı olacaktır.
Güney Kafkasya'da mevcut siyasi ihtilafların barışçı yollarla çözümlenmesi, bölgede sürdürülebilir güvenliğin ve refahın sağlanmasının ana koşuludur. Güney Kafkasya'nın mevcut çatışma ortamından kurtarılıp, bir güvenlik ve işbirliği alanına dönüştürülmesi bu bölgedeki tüm ülkelerin geleceği ve bölgenin refahı açısından gereklidir. Güney Kafkasya'da böyle bir tablonun ortaya çıkması, bölgede bulunan tüm ülkelerin yararına olacaktır.''